ÇOCUK - Halimiz
DUNNING-KRUGER SENDROMU
11 Ocak 2018
CHP’NİN MUHALEFET SORUMLULUĞU
11 Ocak 2018

Bu yaşıma gelip hala anlam veremediğim ve kendime açıklayamadığım onca şeyi bir çocuğun karşısına dikilip nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Ama işte yazmaya oradan başlayacağım…

 

Sevgili çocuk,

Sana hiç bir şey öğretemeyeceğimi biliyorum, sen neye ihtiyacın varsa onu kendin öğreneceksin. Hem zaten benim de hayata dair bildiklerim bilmediklerimden pek az.

Öncelikle bilmediklerimden başlayacağım.

Neden insanların hiç ölmeyecekmiş gibi davrandıklarını ve ölüm, yaşamın parçası olduğu halde, ondan neden bu kadar korktuklarını bilmiyorum. Çünkü ölüm nedir bilmiyorum. Bilen kimse de yok. O yüzden sana diyeceğim şu ki ölümü yaşamın bir parçası olarak kabul etmekten başka şansımız yok.

İnsanların bir diğerini neden küçümsediğini, kendini diğerinden önemli veya ayrıcalıklı gördüğünü veya genetik özelliklerinden dolayı dışladıklarını; farklı olanı neden sevmediklerini de bilmiyorum.

Neden insanların kısa vadede kazanmak için değerlerini feda ettiklerini bilmiyorum. Bunu yargılamak için söylemiyorum. Bu çok ilkel seviyede, kolektif bilincin yarın ne olacağını bilmemesi ve ölüm kaygısıyla, anı yaşama isteğinden kaynaklanıyor olabilir. Ama olmayabilir de. Bilmiyorum.

Anlayamadığım şeylerden bir diğeri insanların hikayelere inanma ihtiyacı. Hikayeler hayal gücünü harekete geçirdiği için edebiyat, sinema, tiyatro var. Ama hikayelere neden gerçek hayattan daha fazla değer verdiğimizi ve bir hikaye uğruna hayatlarımızı feda ettiğimizi bilmiyorum. Kabul, gerçek acı ve umutsuz ve hikayeler bize umut veriyor. Umut elde etmek için her tür hikayeye inanıyor olabiliriz. Gerçekten bilemiyorum.

Doğayı neden kontrol etmek istediğimizi ve neden sürekli olarak ona zarar verdiğimizi bilmiyorum. Hayatta kalmanın, sağlıklı beslenmenin onlarca yolu varken neden en sağlıksız ve çevreye en zarar verenini tercih ettiğimizi bilmiyorum.

İnsanların neden birbirleriyle olan bağlantıları görmezden geldiklerini bilmiyorum. İnsanın neden biriciklik ve diğer canlılardan üstün olma sanrısına kapıldığını da bilmiyorum.

Yetişkin insanların, yaşayıp yaşayabilecekleri tek hayatta neden istedikleri şeyi yapmayıp, zorunlu olduklarını düşündükleri şeyleri yaptıklarını bilmiyorum.

Yetişkinler sosyal çevreleriyle bütün olarak algılanıyor. Bak bildiğim konuya geldik. Bu algıyı ancak yaptıklarınla ve tavrınla değiştirebilirsin. Sana bir sır veriyim mi? Bu hayatta ne yaparsan yap, tavrın önemli. Tavrın yüzünden haklıyken haksız, haksızken haklı konuma düşebilirsin. Mesela kazanan tavrını öğrenebilirsen kazanırsın. Kazananlar hesap vermez, açıklama yapmaz, bahanelerin arkasına sığınmaz, olmazı oldurur. Kazananlar ne pahasına olursa olsun sonuca ulaşırlar. Bu kazanma tanımı hoşuna gittiyse kullan, gitmediyse değiştir. Bu hayatta senin elinde olan tek şey düşüncelerin. Düşün ve daha iyi bir kazanan tanımı yarat.

Hayatta ne yaparsan yap, en iyi şekilde yap. Yemek de yapsan, pazarda sebze de satsan, ödev de yapsan, milyonluk anlaşma da hazırlasan hepsini belirli bir standartta yap. Standardın ne kadar yüksek olursa insanlar sana o kadar saygı duyar bunu unutma. Başarı, yüksek standardı daimi kılmaktır.

Uçlarda yaşamak tehlikelidir ama unutulmazdır. En öğretici tecrübeler uçlardayken yaşanır. Zihninde kalan anılar uçlardakilerdir o yüzden seni ortaya, vasatlığa çekenlere diren. Harekete geçemeyeceğin durumlarda, en azından zihninde uçlara sıçra. Korkma.

İnsanlar iyidir veya kötüdür diye bir şey yoktur. İnsanın iyiliği ve kötülüğü bir aradadır. Bir insan için bu iki sıfattan birini kullanmak insan doğasını reddetmektir. İnsan iki şekilde de davranabilir. Ola ki iyilik ve kötülük kavramları üzerine düşünmeye başlarsan, o zaman unutma; iyiliğin ve kötülüğün ötesinde sadece olan vardır.

Merak etmeyi bırakma, öğrenmeyi sev. Öğrenmek bir tutkudur. Hayatı anlamlı ve yaşanılır kılar. Bunun peşini bırakma. Kaç yaşında olursan ol yeni bir şey öğren. Öğrenmek zihni genç tutar.

Hareket et, hem zihnin hem bedenin dinç kalsın. Kafan dinlensin.

Yürü mesela. Mümkün olan her zaman, her yere yürü. Yürümek ruhuna iyi gelir.

Yürüyemiyorsan evde hareket et. Kasların çalışsın.

Son olarak çocuk, kim ne derse desin, yaşam sana ne getirirse getirsin, seçimlerinin sonuçlarını yaşayacaksın. O yüzden yaşamdan keyif alma sanatını öğren. Küçük mutlulukların olsun ki büyük mutsuzluklara dayanabilme gücü versin sana. Hayat her şeye rağmen ve her şeyiyle yaşamaya değer.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. Şehir ve mesleği aynı anda değiştirmek benim için köklü bir değişimdi. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011 senesinde yine bir radikal değişiklik yapıp işten ayrıldım, bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri STK’larda çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği Temsilciler Meclisindeyim. Yenidenbiz’i destekliyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only one team ile bir kolektif kitap yazıp, bir installation sergisi açtık, Online radyo kurduk ve online şiir gecesi yaptık. Farkındalık, reiki, meditasyon, şiddetsiz iletişim, yoga vb . eğitimlere katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Yazıyorum, konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!