CHP VE SEÇİM, OLMUYOR - Halimiz
KADER ALGISI
5 Temmuz 2018
BABASIZ ERKEK ÇOCUKLAR VE AHLAT AĞACI
5 Temmuz 2018

Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu bugün öğlene doğru toplanacak. Cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce’nin, partinin genel başkanlığını sorguya açmasını değerlendirecekler. Parti sözcüsü Bülent Tezcan gündemlerinde bir olağanüstü kurultay olmadığını belirtiyor. Ama seçim sonrasını yönetemeyen ana muhalefet, kendi seçmeninin de gözünde yine bir işi beceremeyen taraf olarak belirivermişe benziyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim sonrası kameraların önüne ilk geçtiğinde, “Koltuk sevdası olanların bu partide yeri yoktur. Altını çiziyorum, bireysel çıkışlarla kendisine yol arayanların bu partide işi yoktur” demişti. Belki de mesaj Cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce’nin yapabileceklerini kestirerek önden yapılmış bir uyarı niteliğindeydi. Zira Kılıçdaroğlu, bu açıklamasında, İnce’nin beklenilenden daha az oy alarak hayalkırıklığı yarattığını söyledi ve 15 milyon vatandaşın oyunu almış adaylarını tebrik dahi etmedi. Bir acayip siyasi nezaketsizlik örneği sergiledi.

Geçen gün Kılıçdaroğlu ve İnce, beraberlerinde eşleri ile de birlikte seçim sonrası ilk defa yüz yüze geldiler ve ailecek akşam yemeği yediler. Kılıçdaroğlu, görsel medyanın bu sofradan görüntü almasını istememiş. Haliyle de ailelerin birlikte tek kare fotoğrafları çıkmadı. CHP Genel Başkanı belki yine bir ön tedbir almış olabilir. Zira İnce, ertesi gün, bu sofrada konuşulanı kameraların önünde anlatıverdi:

“Kılıçdaroğlu’dan bana bir teklif gelmedi ama benden Sayın Kılıçdaroğlu’na bir teklif gitti. Gizlim saklım yok, bunları milletin önünde de söyleyebilirim. İYİ Parti’ye 15 milletvekili göndermesi, kurultayda kendisine rakip olmuş birini cumhurbaşkanı adayı yapması dolayısıyla, Sayın Genel Başkan’a, büyük bir devlet adamlığı yaptığını ve milletin gönlünde taht kurduğunu belirttim. Bu devlet adamlığının devam etmesi gerektiğini, kendisiyle bir yarış içinde olmak istemediğimi ama milletin de seçim sırasında duyduğu, gördüğü bir umut var ve bunu kaybetmememiz gerektiğini ifade ettim.

Kendisi isterse olağanüstü kurultayı toplayarak, benim genel başkan, kendisinin onursal genel başkan olabileceği teklifinde bulundum. Bir ağabey-kardeş ilişkisi içinde kendisinin grup başkanı ve onursal genel başkan olarak bu çalışmaları yürütebileceği teklifinde bulundum. Kendisi ‘evet’ ya da ‘hayır’ gibi bir şey demedi. Ben bu teklifi yaptım. Bunu kendisinin değerlendireceğini düşünüyorum, gerisine bakacağız.”

Tezcan, İnce’nin yaptığının ‘siyasi nezaketsizlik’ olduğunu söyledi. Öyledir değildir herkesin kendi takdirinde ama dikkat çeken bir kaç hususun altını çizmekte fayda var kanaatindeyim.

  1. İnce, bir sonraki seçimde de cumhurbaşkanı adayı olma iddiasını sürdürürken partinin genel başkanlığına da talip olduğunu belirtiyor. Demek ki Kılıçdaroğlu’nun, parlamenter sisteme geri dönüş için parti genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olamaz tezinin baştan alıcısı değilmiş.
  2. Kılıçdaroğlu-İnce çekişmesi yeni değil. İnce, daha önce iki defa parti genel başkanlığına adaylığını koydu ve istediği sonucu elde edemedi. Bir üçüncü defa deneyeceği ortada iken partiden gelen çıkışlarda İnce’yi hala böyle bir makama yakıştıramama hali hakim. Cumhurbaşkanı adayı olarak halka umut veren bir liderin kendi partisine genel başkan olamaması ise bizim siyasi kültürümüzde pek karşılığı olabilecek bir hal değil. Ama bu seçim süreci ve sonrasında yaşanan onca dramadan sonra genel başkan olması neyi değiştirir, o da ayrıca tartışılabilir.
  3. Kılıçdaroğlu, koltuğuna talip birini ekarte etmek için İnce’yi cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi ise ve yeni sistemin gereği olarak parlamentodan ve dolayısı ile aktif siyasetten böylece uzaklaştırdı ise burada öncelik tuttuğu kendi siyasi hayatı mı, seçmenlerinin gelecek kaygısı mı oluyor?
  4. İnce’nin kazandığı takdirde yapabileceklerine dair hiç bir önerisi olmadığı üzerinde duruluyor. CHP’den de tamamen soyutlanarak, parti rozeti dahil çıkartılarak memleketin böylesi üst düzey ve ölçüsüz güçlerle donatılmış makamına aday gösterilirken – partisinin sözüm ona ilkesel duruşu nedeniyle –  yalnız bırakılmış bir adaydan bu kadar kısa sürede ötesini beklemek gerçekçi mi? CHP üst kadrosunda, İnce’nin bunları gerçekte sağlayamayacak bir lider olduğu inancı var ise, Erdoğan’a niye rakip gösterildi; “seçmenin gazını almak” için en doğru aday olduğu yönünde bir rivayet var… İnce, gerçekten bu zihniyetle mi halkın önüne çıkartıldı? Öyle ise CHP, İnce’ye mi, seçmenine mi, yoksa ikisine birden mi ayıp etmiş oluyor?
  5. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seçim sonrası tebrik etmeyeceğini açıkladı. İnce ise seçim sonrası – daha seçmeninin önüne çıkıp konuşmadan – mağlubiyetinin ilanı telefonu açtığını belirtti. a) Yeni Kapı mitingine katılmış bir CHP lideri için dünün ve bugünün Erdoğan’ı mı farklı oldu da böyle bir çıkış yaptı? b) İnce, yenilgisini ifşa etmekte neden bu kadar aceleci davrandı?
  6. İnce, Fox televizyonunda seçim özel canlı yayınını sunan gazeteci İsmail Küçükkaya’ya ‘Adam Kazandı’ mesajını attı. Küçükkaya mesajı okudu. İnce, iki arkadaş arasında yazıştığını sandığını ileri sürdü ve mesajın haberleştirilmesine sitem etti. İnce bu siteminde samimi ise Kılıçdaroğlu ile eşlerin de katıldığı akşam sofrasında konuştuklarını neden kameralar önünde anlattı? İnce, bir gazeteciyi işini yaptı diye topun ağzına koyabiliyor ve seçmeninin bu gazeteciyi adeta linç etmesi için kapıyı aralıyor ise rakibinin eleştirdiği benzeri hallerinden farkını nerede görüyor?

Velhasıl CHP, İnce’yi cumhurbaşkanı adayı göstermekle sanki pişman olmuş bir havaya bürünmüş halde. Bu da bu partinin, memleketin gidişatından kaygı ve endişe duyan seçmenine karşı hala sorumsuz davrandığının bir göstergesi olur – en hafif tabiriyle.

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!