BOYA KALEMLERİ - Halimiz
TRUMP GOLÜ YEDİ
12 Nisan 2018
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
19 Nisan 2018

Verin bana boya kalemlerimi

Ne kağıt isterim ne de silgi

Açarım her sabah dünyanın kapısını

Cebimden misketlerim

Başlarım çalışmaya

İlk işim asık suratlı amcaların yüzünü güneşe boyamak

Biraz yürürüm köşede bekler aç bir çocuk

Ona çizerim dünyanın tüm emeklerini

Verin bana boya kalemlerimi

Ne kağıt isterim ne de silgi

Kuru topraklara yağmur

Ağlayan çocuklara dondurma

Kanla yıkanmış ellere çiçek çizerim

Almayın boya kalemlerimi

Üzmeyin beni

Bir damla gözyaşım taşırır tüm denizleri…

 

Yıllar önceydi… Bir gün hiç planlamadan yukarıdaki dizeler kağıda dökülmüştü. Anne olunca bir yanınız hep daha merhametli, öte yanınızda daha savaşçı oluyor. İçgüdüsel olarak farklı bir ruh haline bürünüyorsunuz belki de. Bir insanın adım adım, emekle hayattaki varoluş yolculuğuna şahit olmak en çok sizi büyütürken, tüm bildiklerinizi yeniden gözden geçirmenize neden oluyor. Belki de en çok insan olmaya ve çocuk olmanın saflığına takılıp kalıyorsunuz. Bu dinamizm içinde, kendi hayat deneyimleriniz hem kıymetli oluyor hem de bazı zamanlar hantal ve eksik kalabiliyor. Omzunuza yüklenen sorumluluklar artarken, kalbinizde doğurmadığınız ama varlığına minnet duyduğunuz her türlü masum canlı için sevgiden bir odacık açılıyor kendiliğinden.

İnsan olarak kendi doğrularınızın peşinden gidebilirsiniz. Hayata bakışınızla ve deneyimlerinizle düşe kalka bir çocuğun birey olma serüvenine eşlik edebilirsiniz. Kendi düşünceleriniz, yaşam alanınızda özgürce yeşerirken doğal olarak ebeveyn duruşunuzun temelini de oluşturur. Ancak hayat, aile ve korunaklı duvarların arkasında kurduğumuz düzenlerden ibaret olmadığı gibi asla bir parçası olmaktan vazgeçemediğimiz toplumun bütünüyle her aşamada etkileşim halindeyiz.

Her toplumun, renklerine ve farklıklarına rağmen ona bir kimlik katan ve onu diğerlerinden ayıran benzersiz bir yüzü vardır. Çocukken, parçası olduğumuz o toplumla birlikte yüz hatlarımız da sanki şekil almaya başlar. İnsanı, doğayı, vatanı sevmeyi, yaşayan her canlıya saygı duymayı, dürüst olmayı ve üretmenin değerini öğrendikçe yüz hatlarımız yerine oturur. Okudukça, öğrendikçe aydınlanırız ve özgüvenimiz perçinlenir. Sevgi ve saygının eksik olmadığı bir toplumda gelişip büyürken, o güzel gülümseme koşullar ne kadar zor olursa olsun yüzünüzden eksik olmaz çünkü gelecekten umutluyuzdur ve ortak bir toplumsal bilinç bizi farkında olmadan sarıp kuşatmıştır.

Bir toplumun artık yüzü gülmüyorsa ve güzel şeyler hatırlamak için hafızamıza ihtiyaç duyuyorsak, gelecek nesiler doğruluk ve iyilikle nasıl şekillenir ki? Bizi birbirimize bağlayan değerlerin bazen usul usul bazen de büyük bir gürültüyle her geçen gün daha fazla ufalanıp darmadağın olduğuna seyirci kalmak ne kadar edilgen ve hüzünlü bir seyir halidir. Bu, asla umudunu yitirmek ya da teslim olmak gibi bir bakışın ürünü değildir. İnsanın ya da dünyaya çocuk getirmiş her kişinin, bir nevi şu mütevazı yaşam döngülerine zorla enjekte edilen karanlığa isyanıdır.

Yozlaşma, şiddet ve cehalet hepimizi etkiliyor. Sokaktaki insanların yüz hatları bir bir siliniyor sanki. Kaygısız ve sıcak gülümsemeler adeta başka zamanlarda donup kalmış. Vuruluyoruz… Bizim ne olursa olsun dirençli bir belleğimiz var. Unutmuyoruz biriktirdiklerimizi ama karanlık bizi en zayıf yerimizden yani çocukların üzerinden vuruyor. Onların gelecekte bugünlere dair nasıl bir bellekleri olacak?

Veriler konuşuyor: Bebek ölüm hızımız binde 12. Eğitim politikası yok ve eğitimdeki başarı hızla geriliyor. Her yüz evliliğin 18’i çocuk evliliği. Utanç verici bir şekilde, çocuk istismarında dünya üçüncüsü olduğumuz bildiriliyor. 15-17 yaş arasında çalışan çocukların yüzde 80’inin kayıt dışı olduğu biliniyor…

Kendi çocukluk günlerimi düşününce, geçmiş mavi pembe bir anı bulutunun içinden bana göz kırpıyor. Yüzümde kocaman bir gülümseme ile gözlerimi yumuyorum. Pırıl pırıl gökyüzünün altında oynanan oyunlar, okul yılları, ilk gençliğe çentik atan umarsız anılar zihnimde dans ediyor. Tarifi olmayan bir huzur yanına hüznü de katarak geliveriyor. Şanslıydık bizler. Işığı bildiğimiz için karanlıkta çınlayan büyük harfli cümlelerin uğultusuyla ürperiyoruz. Keşke o boya kalemleriyle çocukların ellerinde hayat bulan başka bir dünya resmedebilsek…

 

mm

Bahar Gercek Dogru

Hacettepe İngilizce Mütercim Tercümanlık mezunuyum. Maine Üniversitesi’nde MBA yaptım. Birleşik Arap Emirlikleri’nde iş geliştirme alanında danışmanlık veriyorum ve Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Kitap çevirilerim ve yayınlamış öykülerim var. Pozitif yaşamak, üretmek ve hayal etmek beni anlatıyor. Tipik bir kova burcuyum. Yazmak, şarkı söylemek ve öğrenmek en büyük tutkum. Şimdilerde fantastik bir roman üzerinde çalışıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!