Amerika, Türkiye’de Vize Hizmetlerine Son Verdi

Bir dargın bir barışık Türkiye – Amerikan ilişkilerinde daha önce benzeri görülmedik bir kriz yaşanmakta. Amerika, pazar günü Türkiye’deki tüm vize işlemlerini durdurduğunu duyurdu. “Bu kolay aldığımız bir karar değildir, büyük üzüntüyle aldığımız bir karardır,”diye kararın gerekçelendirmesini yazılı bir metinle izah eden Amerikan Büyükelçisi John Bass, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vize hizmetlerinin askıya alınmasının insanlara rahatsızlık vereceğinin farkındayız. Uzun sürmeyeceğini umuyoruz, ancak bu konunun çözülmesinin ne kadar süreceğini kestiremiyoruz. Bu süreyi, yerel çalışanlarımızın gözaltına alınma nedenleriyle ilgili her iki hükümet arasında devam eden görüşmeler ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Türkiye’deki tesislerimiz ve personelimizin güvenliğine ilişkin taahhütleri belirleyecektir.”

Mesele de şu:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başarısız kalan 15 Temmuz 2016 darbe girişimini, kendi isteği doğrultusunda sürgün hayatını Amerika’da yaşayan Fethullah Gülen ve cemaatinin – bugün için terör örgütü olarak kabul edilen, FETÖ’nün – gerçekleştirdiğine inanıyor. Erdoğan, Amerika’nın, Gülen’i iade etmesini istiyor ama şu ana kadar bu talebi cevapsız kaldı.

Hal böyle olunca, Türkiye aşağıda sıralanan üç adımı attı.

İlk olarak İzmir’de bir kilisenin pastörü olan Andrew Brunson Ekim 2016’da FETÖ üyeliğinden tutuklandı. Amerikan Başkanı Trump ile BM Genel Kurulu’nun açılışı sırasında geçen ay yüz yüze görüşen Erdoğan, Brunson ile Gülen’i takas etme arzusunu dile getirdi – karşılık bulamadı. Ama ikili kameralar önünde mutlu bir tablo sergilediler ve Trump, Erdoğan’ı “arkadaşı” olarak gördüğünü ve “çok yüksek puanlar aldığını” söyleyerek methetti.

İkinci olarak Türkiye, Amerika’nın Adana konsolosluğunda çalışan Türk personel Hamza Uluçay’ı Mart ayında terör örgütü PKK’ya üyelikten tutukladı. Aynen Brunson gibi Uluçay da hala hapis yatmakta.

Son olarak Türkiye, Amerika’nın İstanbul konsolosluğu Türk personeli çalışanlarından Metin Topuz’u casusluktan ve FETÖ üyesi olmaktan tutukladı.

Bu üç kişinin tutuklanması ardından Amerika, 80 milyon Türk vatandaşının seyahat özgürlüğünü sınırlandıran bir karar alarak vize işlemlerini durdurduğunu açıkladı.

Halimiz’e konuşan Türkiye’nin eski Washington büyükelçilerinden Faruk Loğoğlu, “Aynı Western filmlerindeki gibi” Amerika’nın kantarın topuzunu kaçıran bir tepki verdiğini ifade etti. “Bu tutuklamalara ilişkin sunulan delillerle ilgili soruları olabilir; Türkiye’de adil yargılanma konusunda şüpheleri olabilir. Biz de adalet sistemimizle ilgili şikayetlerde bulunuyoruz. Ama aldıkları karar 80 milyon insanı adeta cezalandıran, orantısız ve kabul edilemez bir karardır,” dedi.

Amerikalıların aldığı karar yeterince tuhaf değilmiş gibi, Türkiye de Amerikan vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını askıya aldığını duyurdu — havalimanlarında verilenler de dahil olmak üzere. Ve bu göze-göz dişe-diş yaklaşımı mevcut krizi geçmiş tüm krizlerden ayrıştırmakta.

Şu var ki bu kriz de gösterdi ki Erdoğan ve Trump gerçekten aynı dili konuşan iki lider: zorba, kaba ve pervasız. Erdoğan şansını zorladı, Trump blöfü gördü ve olan her iki tarafın da halkına oldu – kimi hapse atıldı, kimi seyahatlerini gerçekleştiremedi ve ya sağlık sorunları için kritik doktor randevularından, ya yeni başlayacakları okullarından, ya da güzel iş fırsatlarından mahrum kaldılar.

Eğer Erdoğan ve Trump, bu skandal krizi karşılıklı sonlandırmak için bir orta yolda buluşamazlarsa, bir sonraki adım büyükelçilerin geri çekilmesi olacaktır. Ki Bass zaten bu hafta sonu Türkiye’deki görev süresini tamamlayarak ayrılıyor. Yeni büyükelçinin gelmesi vakit alabilir. Türkiye’nin Washington büyükelçisinin de görev süresi dolmaya yakın. Ola ki böyle bir inatlaşma sarmalına saplanılırsa, bu hal Batılı ziyaretçileri de Türkiye’den uzak tutacaktır. Bu da ekonomide istenmeyen bir kayba ve Türkiye’nin Batı ittifakı içindeki yerini sorguya açan bir hale kadar gidebilecektir.

FETÖ açmazı etrafında toplanıyor gibi gözüken bu kriz – tesadüfe inanıyorsanız – 25 Eylül’de Iraklı Kürtlerin referandumda bağımsızlık kararı almaları sonrasına ve Türkiye’nin pazartesi günü sınır ötesinde Suriye’nin İdlib bölgesini kontrol altına almak için başlattığı operasyonun ardından geldi. Türkiye’nin bu askeri operasyonu, Rusya ve İran ile geçtiğimiz Mayıs ayında Kazakistan’ın başkenti Astana’da vardıkları mutabakat sonucu gerçekleşiyor. Taraflar, Suriye’de altı yılı aşkın süredir akan kanı durdurmak için çatışmasızlık bölgeleri yaratmayı hedefliyorlar. Bu bölge ülkeleri, hem Suriye’nin hem de Irak’ın toprak bütünlüğünün önemli olduğunu ve ABD’nin bağımsız bir Irak ve Suriye Kürdistanı’nın yolunu açtığına inanıyorlar. Her ne kadar bölgedeki çıkarları her birinin farklılıklar gösterse de sınırların değişmemesi hususunda şimdilik güçlerini bir araya getirmiş görünüyorlar.

Bütün bunlar bir yana, Türkiye’nin Amerika ile ilişkisi Kürt veya FETÖ meselesiyle sınırlı değildir. Bu, hayli bir derinliği ve genişliği olan bir ilişkidir ve iki taraf da bir diğerinden kolayca vazgeçemez. Ama mevcut liderlerin davranışları önceden tahmin edilemez olduğundan artık her şey olasılık dahilinde. Dileyelim sağ duyu galip gelsin ve bir daha iki taraf da vatandaşlarını koz olarak birbirlerine karşı kullanmasınlar. 

 

About the Author

mm
Tülin Daloğlu
tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim …

Be the first to comment on "Amerika, Türkiye’de Vize Hizmetlerine Son Verdi"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*


error: Web sayfasında yazılan yazıların telif hakkı web sayfasına aittir. Web sayfasında yazılan, yazıları kaynak göstermeden paylaşanlar ve kullananlar hakkında web sayfası tarafından gerek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gerekse Basın Kanunu kapsamında tüm yasal haklarımız kullanılacaktır.