AMERİKA, İSRAİL'DEKİ BÜYÜKELÇİLİĞİNİ KUDÜS'E TAŞIYOR - Halimiz
VATAN SEVGİSİ ÜZERİNE…
30 Kasım 2017

Amerikan Başkanı Donald Trump, İsrail’deki büyükelçiliklerini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımaya karar verdiğini dün resmen açıkladı. Sürekli aynı şeyleri yapıp farklı bir sonuç elde etmeyi beklemenin anlamsızlığından dem vurarak başladığı konuşmasında, bu adımın barış sürecine yeni bir ivme katacağına olan inancını dile getirdi. Bunun malumun ilamı olduğunun altını çizdi; Knesset başta olmak üzere İsrail devlet kurumlarının Kudüs’te yer aldığını hatırlattı  ve aldığı bu kararın, İsrail’in Kudüs’teki egemen olduğu toprakların sınırlarını belirleyen bir karar olmadığını vurguladı. Dışişleri Bakanlığı’nı da bu kararının doğrultusunda gerekli adımları atması için görevlendirdiğini belirtti. Bir diğer deyişle, Trump’ın açıkladığı kararın gerçekleşmesine daha en azından 2-3 yıl var. Kudüs’te daha inşaat yeri bulunacak, bina çıkacak, güvenlik tesis edilecek, personel taşınacak vesaire, uzun iş. O vakte kadar da Trump başkan kalır mı; yeniden seçim hazırlıkları için kolları mı sıvamış olur; Ortadoğu bu karara nasıl tepki vermiş olur, ne halde olur diye sorgulamaya başlarsak bu kararın bugünden nihai olmadığını ilk olarak gözlemleyebiliriz.

Devamında Trump’ın aldığı bu kararın, provokatif olduğunu teslim etmek gerek. Kudüs’te hiç bir devletin büyükelçiliği yok. Costa Rica ve El Salvador’un bir zamanlar varmış. Onlar da 10 yılı aşkın bir süre önce büyükelçiliklerini Tel Aviv’e taşımışlar. Amerika, büyükelçiliğini Kudüs’e kaydırarak bir ilke imza atacak. Batı cenahındaki müttefiklerinden de bu kararına destek çıkan yok. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, geçen gün Amerikan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile birlikte kameralar karşısına geçtiğinde çok net olarak şu ifadeyi kullandı: “Kudüs’ün her iki devletin (İsrail ve Filistin) de başkenti olacağı şekilde müzakereleri şekillendirebilirsek, tarafların istekleri yerine getirilmiş olacaktır. Bu çabayı engelleyecek her türlü eylemden kaçınılmalıdır.” Ayrıca İngiltere, büyükelçiliğini taşımayacağını açıkladı; Fransa ve Almanya keza benzeri açıklamalarda bulundular ve Trump’ın kararının barış sürecine zarar vereceği yönünde endişe taşıdıklarını da dile getirdiler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs meselesini konuşmak için İstanbul’da haftaya İslam İşbirliği Teşkilatı liderler zirvesini toplayacak. Buradan çıkacak açıklamaların tonuna dikkat edildiği takdirde ilginç bir sonuç da ortaya çıkabilecek. İlk defa Batı ve Doğu alemi, Amerika’nın aldığı bir karara tek vücut karşı çıkmış olacak. Böylesi bir siyasi kapitali hiç hafife almamak gerekir. Amerika ve İsrail’in de bu süreci kendi lehlerine değiştirmek için çabalayacağı da sanırım malum. Ancak her ne olursa olsun Amerika, İsrail dışında kendi müttefiki olarak gördüğü hiç bir Batı devletinden destek al(a)mayacak gibi gözüküyor bu süreçte.

Peki, Trump, Rusya ile işbirliği yaptığı iddialarını sorgulayan Özel Savcı Robert Mueller’in çektiği ilgiyi dağıtmak için böyle bir siyasi hamle yapmış olabilir mi? Siyasetçiden her şey beklenir, her yaptıklarının da rasyonel olması gerekmez. Aldığı bu kararla bölgede görevli Amerikan diplomatlarının ve askerlerinin can güvenliğini riske attığı da işin cabası. Hepimiz, sanırım, siyasetçilerin kendi çıkarlarını korumak için ne kadar olmayacak işe karıştığının farkındayız. Velhasıl burada da böyle bir olasılık var. Bir de bölge  şiddete varan bir tepki sarmalının içinde bulursa kendini, Trump, askeri güç mü kullanacak? Kime karşı? Hedef ne olacak? Ne için olacak? Irak’da demokrasi geliyordu, bu seferki gerekçe ne olacak?

Trump yönetiminin İran’la kafayı bozduğu aşikar. Obama iktidarında imzalanan nükleer anlaşmanın lağvedilmesi için büyük bir temenni içindeler. Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de ve bölgede İran’ın giderek kendini daha fazla gösteriyor olmasından şikayetçiler. İran’ın İsrail’e karşı doğrudan birşey yapması bekleniyor gibi bir anlam çıkmasın ama Trump’ın gerçekte kimi provoke etmek istediği sorusuna karşılık ilk gelen isimlerden birisi İran gelmekte. Neyin olup neyin olmadığını ise zamanla anlarız. Böyle bir emel var ise de bölgede bir süreliğine Sunni – Şii gerginliği durulabilir. Başka öncelikler devreye girebilir.

Böylesi bir tabloda da Amerika zaten bölgedeki yitirdiği yumuşak gücünü daha da kaybeder; İsrail – Filistin barış görüşmeleri ola ki bir vakit yeniden bir şekilde canlanabilirse bir daha tarafsız bir müzakereci gibi aralarında yer alamaz. Amerika’nın bölgedeki çıkarlarının bu şekilde korunabileceğini iddia etmek ise zor olur.

Bu süreçten Türkiye ise kazançla çıkabilir. Trump, Mueller’ın yarattığı baskıdan kaçıyım derken; Erdoğan’a, Zarrab davası sürecinde can simidi dahi atmış olabilir. Zira Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı ve haftaya tüm liderleri İstanbul’da topladığında bir anda kendini yine mazlumların kurtarıcısı olarak lanse etmiş olacak ve bu da tabanında büyük bir coşku yaratacaktır. Bir de üstüne bu dönemi Filistinlilerle birlikte iyi yönetebilirse, Amerikan büyükelçiliği Kudüs’e taşınmadan Filistin devleti kurulabilir bile…

Özetle, Amerika, Irak işgalinden beri yaptığı gibi kendi attığı adımla kendini vurmaya meyletmiş olabilir bu kararla. Bakalım zaman ne gösterecek.

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

1 Comment

  1. Ferit Erkekli dedi ki:

    Güzel bir yazı, güzel bir çalışma, tebrikler.
    Siyasetçilerin her yaptıklarının rasyonel olmasının beklenmediği doğrudur. Ancak Kudüs’ün İsrail tarafından tek yanlı olarak başkent ilan edilişinin üzerinden çok zaman geçti, dolayısıyla rasyonel veya irrasyonel bir gerçeklik uzun süredir ortadaydı, Trump son resmi adımı attı. Bu adımın bölgede ve dünyada ve özellikle de İslam dünyasında büyük tepki göreceği kesindi, benim anladığım bu tepkinin boyutunu görmek istiyorlar. Senin de çok doğru olarak tespit ettiğin gibi ABD Büyükelçiliğinin Tel-Aviv’den Kudüs’e taşınması en az 2 yıl sürer, İşte bu süreçte kim ne tepki veriyor, kimler kimlerle birlikte oluyor, bölgenin gelecek on belki yirmi yılı için bu tepkiler ve birliktelik ve karşıtlıkların tespiti önemli.
    Belki birebir benzer değil ama Kuzey Irak’taki referandumda da aynısı oldu. Referandumdan bağımsızlık kararı çıktı ve Barzani o kararı cebine koyup bir kenara çekildi. Ne zaman uygular, nasıl uygular, bunları zaman gösterecek. Örneğin Kuzey Suriye Koridoru, diğer bir deyişle Kuzey Suriye Kürt Federasyonu birden unutuldu gitti.
    Kuzey Irak’taki referandum ile Kudüs’ün başkent olarak tanınması arasında ne gibi bir ilişki olabilir, hangisi başka bir gelişmeyi tetikler, bunu zaman gösterecek. Ama bir şeyi hep aklımızda tutalım; bağımsız Kürdistan’ın ilk tek ve en büyük destekçisi İsrail oldu.
    Selamlar, iyi günler, iyi çalışmalar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!