AMA ARKADAŞLAR İYİDİR - Halimiz
YELKENLİDE FELSEFE
9 Ağustos 2018
“ÖĞRETMEN BANA TAKTI”
9 Ağustos 2018

Bu hafta Dr. Irvin Yalome’un Spinoza Problemi isimli kitabını bitirdim. Spinoza hakkında bilmediğim bir çok şey öğrenmekle beraber, Yahudi bağnazlığına karşı aklı ve bilimi savunduğu için dinden cherem (aforoz) cezası aldığını daha önceden biliyordum.

Aforoz edilmek kişinin Yahudi cemaatinden ailesi dahil kimseyle görüşmemesi, alışveriş etmemesi, kimsenin ona yardım etmemesi, kendisinin kimseye yardım etmemesi yani toplumun dışına itilmesi anlamına geliyor. Yani sadece kiliseye ayak basmaması değil toplum dışına itilmesi…

İnsanın sosyal bir varlık olduğu düşünülürse, yalnızlaştırılan, topluluktan veya toplumdan atılan bir insanın tek başına kalması hem çok acı verici hem de çok zordur. Günümüzde hapishanelerde kullanılan en ağır cezalardan biri tecrittir. Toplumdan tecrit edilen bir kimsenin o toplumun bulunduğu yeri terk etmekten başka seçeneği yoktur.

Spinoza bu sorunu da aklıyla çözmüştü. Bir topluluktan dışlanmak acı verici olabilirdi ama arkadaşların, dostların varlığı, kişiye bir konformizm sağladığı için kişinin berrak düşünmesine ve aklını kullanmasına engel olabiliyordu.

Zihni kontrol edebilmenin, zihne hakim olabilmenin en temel yolu tekbaşınalıktan geçiyordu. Yani yalnızlık, düşünür için bir dezavantaj değildi.

Diğer yandan arkadaşlarla hoş sohbet etmek, onlar tarafından kabul görmek, değer verilmek gibi hoşluklara sahip olabilmek için temel değerlerden vazgeçmek gerekiyorsa ya da o değerlere sahipmiş gibi yapmak gerekiyorsa, o zaman arkadaşlık dostluk gerçek anlamda keyif de veremez, gerçek de olamazdı.

İnsanlar kendileriyle ilgilenen insanları sever. Eğer bir topluluğa karşı ilginizi yitirmişseniz önünüzde iki seçenek vardır. Ya hala ilgileniyormuş gibi yapmak ya da o topluluğu terk etmek.

Kimse mış gibi yapmanın getirdiği duygusal yükü uzun süre taşıyamaz.

Spinoza tutkulardan kurtulmanın tek yolunun akla tutkuyla sahip çıkmak olduğunu düşünüyor. Anlaşılması güç bir dille yazdığı etik kitabında tutkulardan kurtulup özgürleşmek için, eylemlerimizin gerçek nedenlerini anlamamız gerektiğini savunur.

Aşk bizi köleleştirir. Yeniden özgür olabilmek için duyusal hazlar, servet ve şöhretle tüm bağlarımı koparırsam özgür olabilirim der. Eğer aklıma kulak vermezsem tutkunun kölesi olmaya devam edeceğim der.

Ben sürekli topluluk içinde olmanın kişinin güvenli alanına sığınması ve düşünmekten uzaklaşması olarak görüyorum. Yanlış anlaşılmasın, arkadaşlık ve dostluğu küçümsemek veya bunların gerekliliğini yok saymak değil amacım.

Sadece kişinin aklını kullanabilmesi ve özgün düşünebilmesinin ilk şartının her tür fikre ve kişiye mesafe alması olduğunu savunuyorum.

Bunu yapmak topluluk içinde çok zordur çünkü topluluğa ait olma tutkusu, bağlılık, bağımlılık, alışkanlık veya duygusal bağ, özgünlük veya akıl yürütme tutkusundan önde olabilir.

Örneğin tek başlarına doğru hareket eden insanlar bir araya geldiklerinde yanlış hareket ediyor olabilir. O yüzden ben sürekli birlikte vakit geçiren topluluklardan çok korkarım. Tek başına sakin kalan bazı insanlar, köpek sürülerinde olduğu gibi, bir veya  bir kaç köpeğin tetiklemesiyle havlayıp sağa sola saldıran köpek sürülerine benzer.

Mesafe o yüzden iyidir. Zaman her şeyin ilacıdır derler, neden? Zamanın tek yaptığı şey yeni bir bakış açısı kazandırmaktır. Eğer zaman bu işe yaramıyorsa, örneğin eski bir olayı hala ilk yaşadığınız günkü gibi hissediyorsanız, o durumda zaman boşa harcanmış demektir.

Ama arkadaşlar iyidir. Eğer sizi olduğunuz gibi kabul ediyorlarsa, sahici sohbetler edebiliyorsanız, sizi dinliyor, sizin dinleyeceğiniz şeyler anlatıyorlarsa harikadır. Yoksa, zamanınızı boşa harcıyorsunuz demektir. İnsanların ismini bilmek, nerede oturduğunu, ne iş yaptığını, ilişki durumunu bilmek arkadaşlık değildir, bu bilgilerin çoğuna günümüzde sosyal medyadan ulaşılabilir. Arkadaşlık biraz daha özel bir durumdur. Yakınlık ve duygudaşlık ile ilgilidir. Yoksa arkadaşlıklarda Spinozanın da dediği gibi “Hiçbir eylem, kendi başına değerlendirildiğinde iyi ya da kötü değildir; bir ve aynı eylem kah iyi kah kötüdür.’

Spinoza, velhasıl çok zoru başararak, akla yatkın olmayan hikayelere inanıyormuş gibi yapmaktansa, çelişkilerle dolu mitolojik hikayelere inanıyor gözükmektense, yani aklından vazgeçmektense  Yahudi tarihinin en unutulmaz aforozunu yaşamayı tercih etmiştir.

Spinoza aralarında Kant, Goethe, Schelling, Hegel’in de yer aldığı bir çok aydını etkilemiştir. Hurafeler ile akıl asla dost olamaz. Spinoza bunun yaşamış ispatıdır ve gelmiş geçmiş en zeki ve akıllı adamlardan biri olarak kabul edilir.

Günümüzde toplumun her kesiminde yaşanan akıl tutulmasından ancak aklımızı kullanmaya başlayarak çıkabiliriz. Yalnız kalmamak için akılsızca davranmayı reddetmeliyiz.

Duman grubunun Seni Kendime Sakladım şarkı sözlerinde dediği gibi:

Onu bunu bilmem karışmam

Kim ne derse desinler

Ben alınıp satılmam

Onlar ister alınsın

İsterlerse satılsın

Tarih diyor ki karanlık dönemler insanlık tarihi kadar eskidir. Bu karanlıklardan kurtulmanın tek yolu akıl, bilim ve sanattır. Bunlara odaklanalım, gerisi gelir.

 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. Şehir ve mesleği aynı anda değiştirmek benim için köklü bir değişimdi. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011 senesinde yine bir radikal değişiklik yapıp işten ayrıldım, bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri STK’larda çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği Temsilciler Meclisindeyim. Yenidenbiz’i destekliyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only one team ile bir kolektif kitap yazıp, bir installation sergisi açtık, Online radyo kurduk ve online şiir gecesi yaptık. Farkındalık, reiki, meditasyon, şiddetsiz iletişim, yoga vb . eğitimlere katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Yazıyorum, konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!